Su sertliği, suyun içinde çözünmüş halde bulunan kalsiyum ve magnezyum iyonlarının miktarını ifade eder. Bu iyonlar suyla birlikte tesisata girer; ısınma, basınç değişimi veya buharlaşma sırasında çözünürlüğünü kaybederek yüzeylerde kalsiyum karbonat, yani kireç olarak birikir. Türkiye'de şebeke sularının büyük bölümü orta ve yüksek sertlik aralığındadır; bu nedenle kireç, bölgesel bir istisna değil neredeyse her tesiste karşılaşılan bir işletme problemidir.
Sertlik, Fransız sertlik derecesi (°FS) ya da Alman sertlik derecesi (°dH) ile ölçülür. Kabaca 0-7 °FS arası yumuşak, 7-15 °FS arası orta sert, 15-30 °FS arası sert, 30 °FS üzeri ise çok sert kabul edilir. Ölçüm basit bir test kitiyle sahada yapılabilir; ancak sistem seçiminden önce tam su analizi yaptırmak her zaman daha doğrudur. Çünkü sertliğin yanında demir, mangan, klorür ve iletkenlik değerleri de ekipman seçimini doğrudan etkiler.
Kirecin maliyeti çoğu zaman görünmez. Isıtıcı yüzeyde oluşan ince bir kireç tabakası bile ısı transferini belirgin biçimde düşürür ve aynı sıcaklığa ulaşmak için daha fazla enerji harcanmasına yol açar. Buhar kazanlarında, eşanjörlerde, soğutma kulelerinde ve sıcak su hatlarında birikim; verim kaybının yanında ani arıza, basınç düşüşü ve plansız duruş riski yaratır. Evsel tarafta ise musluk, duş başlığı, çamaşır ve bulaşık makinesi ömrünü kısaltır, deterjan tüketimini artırır.
Çözüm, sertliği kaynağında gidermektir. İyon değişimi esasına dayanan su yumuşatma sistemleri, reçine yatağından geçen sudaki kalsiyum ve magnezyum iyonlarını sodyum iyonlarıyla yer değiştirir; reçine doyduğunda tuzlu su ile rejenere edilerek yeniden kullanılır. Debiye ve çalışma rejimine göre tek tanklı, volümetrik ya da kesintisiz su gerektiren tesislerde dubleks (tandem) konfigürasyon tercih edilir. Doğru boyutlandırılmış bir sistem, kireç kaynaklı arızaları da enerji kaybını da ortadan kaldırır.